MUTSUZLUKLA BAŞETME
- Begüm Sayan
- 9 Şub 2024
- 3 dakikada okunur
MUTSUZLUĞU YÖNETEBİLMEK
Tüm duygular gibi mutsuzluk da olaylara, durumlara veya kişilere yüklenen anlamlar ve yorumlar sonucu ortaya çıkar. Bir duyguyu hissetmeden hemen önce içinde bulunduğumuz durumla ilgili bir algımız, düşüncemiz mevcuttur. Bu düşünce, geçmiş yaşantıdaki travmatik anıların çağrışımından kaynaklanabilir veya daha basit ve anlamsız görünen ve kişide duygusal olarak yük oluşturan herhangi bir şeyle de bağlantılı olabilir, bazen bu yüklerin hiç farkında olmasak bile.
İşte bu nedenle ilk adım içinde bulunduğumuz durumu, ortamı fark edip ‘Beni şu an ne tetikliyor olabilir? diye kendimize sormaktır. Öncelikle bizi mutsuzluğa götüren şeyi farketmek ve onda kalmak önemlidir.
İkinci olarak kendimize sormamız gereken soru ‘ Bunun nesi benim mutsuzluğumu tetikliyor olabilir?’ ‘Nesi?’ sorusu bizi mutsuzluğa götüren şeyi detaylandırma ve ona yüklediğimiz anlamları görmemize yardımcı olacaktır. Örneğin; odanın loş ışığı, içinde bulunulan durumun çok stresli olması, karşınızdaki kişinin bakışı vb. gibi şeyler tetikleyicinin detaylarıdır.
Bu detaylar bizlerde bir duygulanım (mutsuzluk) yaratacak ve yeterli regülasyonu sağlayamazsak duygu nehrinde boğulmamıza sebep olacaktır. Mutsuzluk da diğer tüm olumsuz duygular gibi (acıma, utanç, yetersizlik, üzüntü, hayal kırıklığı, yalnızlık, öfke, korku, kaygı, incinme, vb.) deneyimlemesi zor duygulardan biridir. Ancak bazı duygular sinir sistemini çökme-donma- kapatma moduna sokarken, bazıları ise hareket ve savaş moduna geçirir. Mutsuzluk, burada ilk kategoriye giren ve otonom sinir sistemini çökme-donma-kapatma moduna sokan duygulardan biridir. İşte bu noktada kendimize yönlendirebileceğimiz diğer soru: ‘Şuan bende yani bedenimde ne oluyor?’
Örneğin; işte yoğun bir hafta geçirdikten sonraki hafta sonu, tüm hafta

sonu sadece evde dinlemeyi planlarken kediniz bir gece önce çok hastalanmıştır ve hiç enerjiniz olmadığı halde onu veterinere götürmek zorunda olabilirsiniz. Buraya kadar olan durum tükenmişlik, isteksizlik, yorgunluk vb. duyguları barındırabilir. Ancak veterinerin muayeneden sonra üzgün bir yüzle çıkıp kedinizin acilen ameliyata alınması gerektiği söylemesi dünyaları başınıza yıkabilir ve onu kaybetme düşüncesi sizi çok mutsuz hissettirebilir. Olduğunuz yerde çöküp ağlayarak tepkinizi verebilirsiniz. Bu size yıllar önce bakımını üstlendiğiniz kardeşinizin yurtdışına taşınma haberinde hissettiğiniz duyguyu geri getirmiş olabilir.
Peki bu duyguyu nasıl regüle edeceğiz, yönetmeyi nasıl başaracağız? Duygularımızın çok içinde kalıp regüle edemediğimizde tıpkı bir nehrin tazyikli akışında olduğu gibi sürüklendiğimiz ve davranışlarımızı da kontrol edemediğimizi farkedebiliriz. Aslına bakılırsa duygu regülasyonu, pratik ettikçe kolaylaşan ve sonrasında otomatikleşen bir şeydir. Burada sözünü ettiğimiz mutsuzluk duygusunu ele alacak olursak, öncelikle mutsuzluk duygusunu deneyimlemeyi öğrenmemiz gerekir. Mutsuzken bedeninizde neler oluyor? Kalbiniz ağırlaşıyor, gözleriniz doluyor, başınıza ağrılar giriyor, ayaklarınız beton gibi kesiliyor? Yani mutsuzluk duygusunun bedeninize yansımaları neler, bunları deneyimlemek ve bu deneyimi ve oluşan değişimleri gözlemleyebilmek önemli. Çünkü gözlemledikçe değişimler oluştuğunu farkedeceksiniz. Kalbinizdeki ağırlığın küçüldüğünü, daha da ağırlaştığını veya buharlaşıp uçtuğunu farkedeceksiniz. Müdahale etmeden yalnızca bir süre gözlemlemek duygunun da şiddetinde değişim yaratacaktır. Daha az veya daha çok mutsuz hissedebilirsiniz. Ancak hiçbir duygu sonsuza dek sürmeyeceği için muhakkak başka bir duyguya geçiş yapacaksınız. Önemli olan gelen mutsuzluk karşısında ‘ne yaptığımız’ yani davranışlarımız. Duygularımız, davranışlarımızı etkiler, bu durumda çöken-kapanan sinir sistemini tekrar uyarmak için harekete geçmemiz gereklidir. Mutsuzken çoğunlukla yalnız kalma, kimseyle konuşmama, içe kapanma davranışlarını gösteririz. Ve bu davranışlarda kaldıkça mutsuzluğumuzun şiddeti de artacaktır. Bu nedenle sinir sistemini harekete geçirmek önem arz etmekte. Bunun için, mutsuz olan parçamızı da yanımıza alıp bizi (çok az da olsa) pozitif duygulanıma götürecek bir davranışı deneyebiliriz. Örneğin, mutsuz olsak bile kendimize bir çay yapmak gibi, mutsuz olsak bile 10 dakika yürümek gibi veya mutsuz olsak bile en keyif aldığımız tatilimizi düşünmek gibi, belki elimize telefonu alıp sevdiğimiz birinin sesini duyup selam verip kapatmak gibi. Bu noktada amaç, duyguyu yok etmek ve kurtulmak değil, mutsuzluğun içine girmek, bir süre deneyimlemek ve sonrasında bizi başka bir duygulanıma götürecek eylemlerde bulunmak yani harekete geçmek- bu bazen zihinsel düşleme yoluyla olabilir).
Son olarak unutmamak gerek ki, bizler ve duygularımız birbirine yapışan aynı formlar değiliz, duygularımızdan ayrışıp gözlemleyerek ve bizde bedenimizde ne gibi değişimler yarattıklarını izleyerek onları kontrol edebilir, regülasyon sağlayabiliriz.
Comments