top of page
Ara

GÜVENLİ BAĞLANMA AŞK İLİŞKİSİNDE NEDEN ÖNEM TAŞIR?

  • Yazarın fotoğrafı: Begüm Sayan
    Begüm Sayan
  • 8 Mar 2021
  • 2 dakikada okunur

GÜVENLİ BAĞLANMA AŞK İLİŞKİSİNDE NEDEN ÖNEM TAŞIR?

Hayatımızın ilk dakikaları, ilk saatleri veya haftalarında şekillenmeye başlayan bağlanma, ilk olarak annemizle kurduğumuz ilişki ile başlar. Dünyaya gözlerinizi açtığınız o ilk dakikaları düşünün. Bir bebek olarak ne kadar muhtaç, ne kadar savunmasızsınız. Bu nedenle bir bebeğin en çok ihtiyacı olan duygu, güven duygusudur. Bir bebek için ihtiyaçları anne (veya ona bakım veren kişi) tarafından farkediliyor ve hemen giderilmeye çalışılıyorsa, bu çocuk dünyanın güvenli, tehlikeli bir ortam olmadığını öğrenmeye başlar. Bir bebeğin güvenli bağlanmasını etkileyen anne davranışları;

-ona ihtiyacımız olduğunda ulaşabileceğimiz,

-ihtiyacımızın karşılanacağını ve duygularımızın anlaşılacağını bilmemiz,

-bize hoş ve sevgi dolu bir tepki vereceğini bilmemizdir.

Tüm bunlar olduğunda kendimizi güvende hisseder ve anne tarafından temsil edilen dış dünyaya güvenli bağlanmaya başlarız. Anne ve bebek arasında bir nevi görünmez bir yapışkan görevi gören bağlanma, bebeğin zihninde önemli olduğu, yalnız olmayıp desteklendiği algısı yaratır. Bu algıyla yetişen bir kişi de sonraki yaşamında hem iş hayatında hem de ikili ilişkilerde daha başarılı olur. Çünkü zihni ‘istenmediğine, sevilmediğine, desteklenmediğine’ dair olumsuz düşüncelerle meşgul değildir. Güvenli bağlanma bize dünyayı keşfetmek ve başka işlerle ilgilenmek için ‘sağlam bir zemin’ hazırlar. Bu güvenli zemin çocuğun ayaklarının altında hissedilmiyorsa, kendine ve dünyaya yeterince güvenemeyecek, inisiyatif alamayacak, hareket alanı kısıtlanacak ve özellikle ikili ilişkilerde problem yaşama olasılığı artacaktır.

Bizler genellikle, yaşamımızın ilk yıllarında bize bakım veren kişinin tarzına uygun şekilde bize hissettiren kişilerle romantik anlamda bağ kurma eğiliminde oluruz. Çünkü olumsuz bile olsa bildiğimiz yol en güvenli yol gibi gelir zihnimize. Çocukluğumuzda bize karşı yapılan olumlu veya olumsuz muameleye benzer şekilde bize muamele eden kişileri seçme ve onlara bağlanma ihtimalimiz yüksektir. Bunu bir nevi ‘yeniden sahneleme’ olarak düşünebiliriz. Zihnimiz uzun süre maruz kaldığı şeyi gelecek yaşantısında tekrar tekrar yeniden sahneleyebilir.

Eğer bebekken annemizle kurduğumuz bağlanma ilişkisi güvenliyse- yani her ihtiyacımız olduğunda annemiz bunu hemen fark edip karşılamışsa, duygularımızı anlayıp empati kurmuş ve bizi desteklemişse, bizi korumak için tutarlı ve müdahaleci olmayan sınırlar koymuş , bizim kendimizi ve dış dünyayı keşfetmemize olanak sağlamış ve bize çoğunlukla sevgi dolu yaklaşmışsa- o zaman bize kendimizi iyi ve değerli hissettiren, ihtiyaçlarımızı gören ve duyan, acı vermeyen, bize karşı sevgi ve saygı dolu bir partner seçme ihtimalimiz çok yüksektir. Ancak bu bağlanma döneminde annemiz fiziksel ve duygusal olarak yeterince bizim bakımımızı üstlenememiş, ihtiyacımız olduğunda bunu karşılayamamış, çok depresif, sinirli, tutarsız duygulanımı olan bir tarz sergiliyorsa o zaman, benzer şekilde aşk ilişkisinde de bu paternleri bize hissettiren kişileri seçme olasılığımız daha yüksek. Yani bizi değersiz hissettiren, acı veren, ağlatıp mutsuz eden, duygusal veya fiziksel ihtiyaçlarımızı hiçe sayan, bizi aldatan, şiddet uygulayan partnerler seçebiliriz.

Peki ya geçmişte bin bir türlü sebepten annemizle yeterince güvenli bağ kuramamışsak, bu ömür boyu devam edecek mi? HAYIR! Bağlanma ilk olarak anne ile gerçekleşse de neyse ki destekleyici olarak çevremizde babamız, büyükanne-babamız, bakıcımız, öğretmenlerimiz var. Eğer annemizle yeterince sağlıklı bir bağlanma gerçekleştiremeyip ruhsal olarak bir yara aldıysak bunu telafi edecek kişilerle daha güvenli bağlar kurmamız mümkün. Ve hayatımızın sonraki yıllarında anne figürleri, eşler, partnerler, terapistler, arkadaşlar aracılığıyla, bebekken tam olarak alamadığımız ruhsal doyumu almamız mümkün.



 
 
 

Comments


  • YouTube
bottom of page